CHP’nin adayı İmamoğlu vaatlerini anlattı, ‘Anketlere inancım tam’ dedi


CHP’nin İstanbul adayı Ekrem İmamoğlu, seçilmesi halinde kent için yapacaklarından bahsederken Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın aksine anketlere hiç olmadığı kadar güvendiğini söyledi.

Fotoğraf: DHA

İmamoğlu bugün NTV yayınına katılarak Ahmed Arpat ve Simge Fıstıkoğlu’nun sorularını yanıtladı.

NTV’nin sitesinde yer alan habere göre İmamoğlu’na yöneltilen sorular ve cevapları şöyle:

Adaylık için isminizin ilk kez telaffuz edildiği dönemde, ‘İsmi çok bilinmiyor, Cumhuriyet Halk Partisi için dezavantaj olabilir’ deniyordu. İsminizin açıklanmasıyla birlikte sahaya çıktınız, nasıl görüyorsunuz bilinilirlik sorunu hala biz dezavantaj mı sizin için?

Ekrem İmamoğlu: Aksine ben o gün de “Tanıdıkça sevecekler” demiştim. Bu özgüven değil. İnsanın hayatında biriktirdiklerinin verdiği bir güvence. Beylikdüzü belediye başkanıyım, 20 küsur yıldır orada hayatım var. İş hayatımla birlikte 28-29 yıldır… Örneğin “350 binlik Beylikdüzülü beni İstanbul’a bildikleri gibi anlatacaklar” dedim. Dostluklarım var zira. 6-7 yaşından beri insan biriktiriyorum. Hayatım boyunca herkes için iyi şeyler düşünmüş bir insanım. O dostluklarıma güveniyorum. Aileme güveniyorum. Çok yuvarlak bir hesapla başlarken ben 1 milyon insana güveniyordum İstanbul’da. İş hayatım var, ticaret yaptım. İş insanlığım var. Binlerce insana iş imkanı yaratmış bir geçmişim var. Köftecilik de yaptım, fırıncılık da yaptım, alışveriş de yaptım. Hiçbir zaman toplumdan kopmadığım için bu organik tarafın yansıyacağını düşünüyordum.

Tahminimin üzerinde de oldu açıkçası… İnsanlarla birebir diyalog kurdukça bunu lokal olarak kendi ilçemde de yaşamıştım. Evleri gezdikçe insanlar bana “Evet seni anlatmışlardı; geçmişte şöyle bir arkadaşın olmuş, ortağın olmuş” gibi referanslar bana çok yardımcı olmuştu. Toplumsal referans beni İstanbul’da çok hızlı tanıttı. Sağ olun ekranlarınızda bize yer veriyorsunuz ama yanlış anlamayın sizden reytingi daha yüksek toplumun. İnsanın insanı anlatması çok farklı. Şu anda da “Güvencen ne?” derseniz, yeni tanıyanlar da anlatsın çünkü bu aynı zamanda benim bağımı çok kuvvetli hale getiriyor. Referansınız ve güvenceniz arttıkça sorumluluğumu da büyütüyor benim. Yaptığım her işte geri dönüp hesap vereceğim çok insan var. Bu benim görevime bakış açımın sağlam temellini tanımlıyor aslında. Ne güzel bir şey ki insan biriktirmişim ve beni doya doya anlatıyorlar. Ben de o sorumlulukla yoluma devam ediyorum.

‘Cumhur ittifakı’nın adayı rakibiniz Binali Yıldırım da çok tanınan çok bilinen bir isim. Üstelik ulaştırma bakanlığı gibi icracı bir bakanlık koltuğunda mükerrer oturmuş bir isim. Bilinirlik farkı en azından yarışa başlarken bir dezavantaj oluşturdu mu sizce yoksa bir motivasyon kaynağı mı oldu?

Ekrem İmamoğlu: Tabi yükselişte olmak güzeldir; durağan olmaktan iyidir. Ama çok rakibimin hangi pozisyonda olduğuna bakmam. Sporculuk hayatımda da maçı kazanmak için sahaya çıkarım. Rakibimle ilgilenmem kendi formülüm vardır; dizilişim, taktiklerim bellidir, rakibime göre çok taktik üretmedim. İş yaşamımda da siyasi yaşamımda da hep böyle oldum. Benim en değerli muhatabım 16 milyon insan. Ama stratejik olarak baktığınızda durağanlıktan iyidir yükselişte olmak. Ben iyi bir yükseliş yaşadığımı görüyorum.

Çok konuşulan bir konu; beka sorunu yaratacak mı yaratmayacak mı bu yerel seçim sonuçları? Cumhurbaşkanı Erdoğan bugün, “31 Mart’ta hem belediye başkanını seçeceksiniz hem de ülkenin geleceğine karar vereceksiniz” şeklinde konuştu. Siz bu yerel seçim sonucu beka sorunu yaratır yaratmaz tartışmasına nasıl bakıyorsunuz? Mesela Ekrem İmamoğlu’nun belediye başkanlığı bir beka sorunu yaratır mı?

Ekrem İmamoğlu: Ekrem İmamoğlu’nun belediye başkanlığı eğer bir beka sorunu olarak görülecekse, bu sayın cumhurbaşkanı elini rahatlatır, yükünü hafifletir, ülke sorunlarına odaklanmasını sağlar. Çünkü siyasetin de böyle bir soluğa ihtiyacı var. Bu kadar yük çekilmez çünkü. Sayın cumhurbaşkanının gerçekten çok yükü var. Niye bir kültür merkezini düşünsün ki; bir yeşil alanı neden düşünsün? Bunu düşünecek çok yetenekli insanlar var. En yetenekli isimlerden birisinin de ben olduğumu düşünüyorum. Dolayısıyla tam aksine konumu gereği bir beka sorunu görüyorsa ülke adına sayın cumhurbaşkanının bence elini rahatlatacak bir iş olur Ekrem İmamoğlu’nun seçilmesi. Kaldı ki böyle bir söylemin inanın toplumda bir karşılığı yok ve toplum üzülerek izliyor aslında.

İstanbul’a sesleniyorum, sadece bana oy verenlere seslenmek mümkün mü? Herkese sesleneceksiniz, insanlar sizi dinleyecek. Keşke dinleme imkanları da olağanüstü derecede iyi olsa. Bu mümkün değil. Ama sayın cumhurbaşkanının erişimde hiçbir sorunu yok. Toplumun tamamına hitap etsinler. Şu anda beka sorunu diye bir şey yok. Vatanını, milletini seven ve bu milli sevgi konusunda -her zaman söyledim- hiç kimse benimle yarışamaz. Çünkü ben de kimseyle yarışmam. Size hakaret olur sizin milli duygularınızı ölçmek. Dolayısıyla ben üstüme alınmıyorum, tabiri caizse “Kime söylüyor?” diye dönüp arkama bakıyorum. Bu ülkede eğer öyle sorunları yaşıyorsa şu an ülkeyi yönetenler onlara yardımcı olacak bir tercih olurum. Zira önlerinde dört buçuk seneye yakın bir iktidar süreleri var. Hep birbirinden farklı konular birbirine karıştırmamak lazım.

Az önce “Yükselişte olmak iyidir” ifadesini kullanmıştınız. Aklıma anketler geldi. Sayın cumhurbaşkanı NTV’de soruları yanıtlarken anketlerle ilgili açıklaması epey konuşuldu. İhtiyatlı yaklaştığını belirtmişti anketlere. Sizin yaklaşımınız nasıl? Anketler ne söylüyor, o söylenenlere sizin yaklaşımınız nedir? 

Ekrem İmamoğlu: Ben ölçmeyi seven bir insanım. İş hayatım da dahil siyasi yaşamımda da her zaman ölçmeyi ölçtürmeyi. “Yol haritasında neredesin, insanlar beğeniyor mu…” Çok kıymet veren birisiyim bu alana. Nereden başladığınızı bilmezseniz nereye gideceğinizi de bilemezsiniz. Dolayısıyla oldukça tecrübeliyim bu konuda. Anket firmaları konusunda Türkiye’de hep bir tartışma olmuştur. Siyasi olarak baktığınızda da tartışmanın mağdur kesimiyiz aslında. Ben kendimi bu anlamda da güvencede tutmayı severim. İnandığım kuruluşlarla çalışmaya çaba gösteririm. Kaldı ki birbirini test eder pozisyonda da aslında farklı kurumlara birbirini sorgulatırım neticelerini. Günün sonunda da ben tabi kendi kaygılarını bilemem ama hayatım boyunca anketlere hiç bu kadar inanasım gelmemişti. Tam aksine ben de çok inanç besliyorum. Toplumda neyi görüyorsam, insanlarla göz göze geldiğimde, anlattığımın karşılığı nasıl bana yansıyorsa bugün anket sayfalarından önümüze dökülen rakamlar aynı şekilde.

Ben bazen insanlarla fısıldaşıyorum. Bazen şu göğsüme kafasını koyup bir adamın dertleştiğini de hissettim, gözleri dolu dolu yaklaşıp fısıltılarla konuştuğunu da yaşadım. Fısıltılarla arayış içinde bir toplum var. Bu dediğiniz ‘dip dalga’ olabilir ama ben onu hissediyorum. Bir değişim, yeni bir başlangıç arzusu çok üst seviyede var. Bunu karşılayacak tecrübeye de sahibiz. Kaldı ki sadece tek kişilik bir süreç değil, bu yüzlerce binlerce ekibimiz var. Bu da yetmez, 16 milyon insanı hazine olarak görüyoruz biz. Onların bize yansıması da çok değerli. İnanın sizler de bizim içim çok değerlisiniz. Yaşadığınız bir kenti yarın yaşıyorken sizin fikrinizi almak bizim için çok önemli hale gelecek. Biz her boyutuyla hazırız. Bunu da hissettirdiğimiz zaman o dip dalgayı dalgadan ziyade kucaklaşmış bir pozisyon olarak görüyoruz.

Projelerinize baktığımızda ekonomi diyorsunuz, istihdam, eğitim, kentsel dönüşüm, sosyal hizmetler diyorsunuz. Sanki İstanbul’dan değil bir ülke, devlet yönetiminden bahsediyorsunuz…

Ekrem İmamoğlu: Aslında belediye başkanlığını yapmamış bir insan bunu bilemez. Yanlış anlamasın rakiplerimiz, her şeyi yapmış olabilirsiniz ama belediye başkanlığı başka bir şey. İnanın kimi zaman bir baba oluyorsunuz, bir baba oluyorsunuz ya da bir kardeş, bazen sizi yargıç yerine koyuyor adaleti sağlayın diye, bazen iş arkadaşı yapıyor, bazen sendikacı yerine koyuyor. Belediye başkanının aslında Türkiye’deki anlamı her şey. Bizim bir belediye abimizin güzel bir lafı var; “Para basamaz, adam asamaz.” Allah esirgesin, bunun dışında her şeyi yapar gibi esprili bir tanımı var. Kanun zaten birçok konuya el veriyor. Yapamadığınız bir şey de moderatörlük yapabilirsiniz, ilişkiyi kurabilirsiniz.

Dünya İstanbul ve merkezi hükümetten sınırlı değil artık. İletişim o kadar geniş ki her konuda her hususta dünyada partnerler kurabilirsiniz. Özel sektörle iş geliştirebilirsiniz. Ki İstanbul’dan bahsediyoruz. Bize göre hepimize göre dünyada bir numara; temkinli konuşalım dünyada 10 kentten birisinden bahsediyoruz. Başarılarıyla, ölçütleriyle ilk 10 kentte değil ama şu anda tarihiyle, coğrafyasıyla ilk 10 kentten birisi. Bugün sokakları geziyorum, beni yoksulluk yaralıyor. “Yoksulluk benim işim değil kaldırım yol anlatayım ben…” Bu olacak şey mi? Yoksulluğu çözmeliyim, buna gücümüz var. Bugün toplumun önceliği eğer yoksulluksa ben onu çözmek zorundayım. Başka bir konuyu toplumun önüne koyarak toplumu aldatmanın bir anlamı yok. Önce aşı çözeceksin, gidemediği işi çözeceksin, çocukların pozisyonunu çözeceksin. Biz her konuya muhatap bir belediyecilik anlayışını ortaya koyacağız. 16 milyon insanın sağlamış olduğu ekonomik pozisyon dünyanın ilk 50 ekonomisine girecek seviyede.

Bunu kenara koyalım ki bence bir bütçe kabiliyeti orada çok eksik. Ölçülemeyen kayda alınmayan bir sürü geliri var bu kentin. Kent o ranttan faydalanamıyor. Bugün yaşanan her soruna çözümümüz var. Yapamayacağınız bir hususta yön vermek bile bir hizmet. Örneğin istihdamla ilgili mevzu olduğu gibi. Proje geliştirmek bunu merkezi hükümetle paylaşmak Ankara ile paylaşmak bu bile hizmet. İstanbul’un verisi yok şu anda. Sağlıklı veriye erişebileceğiniz kaynağınız yok. O bakımdan her konu bizim konumuzdur, her soru muhatabımızdır.

(İstanbul vaatleri) En önemli sorunlar yoksulluk ve ulaşım. İstanbul’da deprem çok derin bir sorun. Bu şehrin açlık sınırı altında vatandaşı olmasın. Gıdaya erişim konusunda vatandaş büyük sorunlar yaşıyor. Bu şehrin yoksulu olmamalı. Gıda zinciri kuracağız, organik tarımı destekleyeceğiz. Gıda sorunu işbirliği yaparak çözebiliriz.

Meydanlarda kuyruklara izin vermek rencide etmektir. Kadıköy’deki bir çocuğu Bağcılar’daki çocuğa aynı standartları götürmedikçe dev proje neymiş ki… Bizin dev projemiz çocuklar. Ulaşım 0-12 yaş çocuklara ücretsiz olacak.

Suyu yüzde 50 ucuzlatacağız, kaynak var. İstanbul’un parasını İstanbulluya dağıtacağım.

(Trafik sorunu) Ulaşım tek başına yol yapmak tünel yapmak değildir, çözüm de değildir. “3’üncü köprü yapılınca trafik rahatlayacak” dendi, rahatladı mı? Konforlu bir toplu taşıma sistemi yapılamadığı için insanlar arabalarıyla işe gidiyorlar. Yol haritasını sunacaksınız insanlara, bilecekler ne sunduğunuzu. Proje vaat etmeyeceksiniz, yapacaksınız.

Siz insanları denize ulaştırırsanız denizi kullanırlar. Deniz taşımacılığının payını yüzde 10’a çıkarma planımız var. Yeni nesil metrobüs araçlarıyla yoğunluğu azaltacağız. ‘Megabüs’ güvenlik yolunu kullanarak TEM’den giden Beylikdüzü’nden Kurtköy’e kadar bir hat. Bunu yaparak metrobüsün de yoğunluğunu azaltacağız. TEM otoyolu düz bir hattır, yeni nesil bir yol olduğu için insanların hayatına kolaylıkla dahil edebileceğiz.

Bu şehirde insanlar yürüyebilecek. İnsanlar bisikletiyle gidebilmeliler. Ulaşım bütüncül bir iştir, ortak akılla çözülmeli. Özel taşımacılara hiçbir külfet getirmeyeceğiz. İstanbul adil, yeşil ve yaratıcı bir kent olmalı. Bu şehirin çocuklarını eşitlemeye geliyorum.

(İstanbul depreme hazır mı?) Şu ana kadar laftan başka bir şey üretilmedi. Depremle ilgili çok hızlı tedbirler alacağız. Ev sahiplerine yenileme için kolaylıklar sağlayacağız. Binalarda yerinde dönüşümü başlatacağız.





Kaynak

İlgili Haberler

Leave a Comment